BÜYÜ (ME) K

BÜYÜ (ME) K

“Büyükler hiçbir şeyi yardım etmeden anlamıyorlar. Onlara tekrar tekrar açıklama yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor. Ne balta girmemiş ormanlardan ne de yıldızlardan söz etmek geliyordu içimden. Onların anlayacağı konular hakkında konuşuyordum: briçten, futboldan, politikadan ve kravatlardan söz ediyordum. Onlar da böylesine aklı başında biriyle tanıştıklarına bayağı seviniyorlardı.” – Küçük Prens

Kaybetmek size ne kadar kayıp yaşatır? Kaybettiğiniz kadar mı, yoksa fazlası mı? Çocukluğunuzu kaybettiğinizde asıl kaybınız ne olur? Belki çizdiğiniz koyun resimleri. Belki bir tilkinin bile insanı değiştirebileceğini düşünmeyi. Belki sayılar yerine duygularla bakabilmeyi. Belki bir gül için bütün evreni önemsemeyi. Ve büyüyünce en çok da içinizdeki Küçük Prens’i kaybedebilirsiniz.

Bu kayıplardan sonra gerçekten büyürsünüz. Yaşınız kaç olursa olsun, kutuların içindeki görünmez hayalleri görebiliyorsanız siz “büyük” değil, küçük bir prens veya prensesinizdir. Büyüdüğünüz zaman renklerden vazgeçersiniz ya da kaybedersiniz. Rengarenk konularda güneşli cümleler kurmak yerine kasvetli konularda donuk ve gri cümleler kurmaya başlarsınız. Yıldızları konuşmayı tercih etmezsiniz. Haberler, kalıplar ve hesaplar ilginizi çekmeye başlar. Siz büyüdükçe tercihleriniz küçülür bazen.

Görmeyi çoğu zaman unutursunuz büyüdükçe. Kafanızı kaldırmamak için uzun uğraşlar verircesine sabit kalıp bakmayı tercih edersiniz. Kafanızı gökyüzüne kaldırıp görmeyi tercih etmezsiniz. Bulutların bir koyuna, arabaya, kaleme ve hayallerinize benzediğini çokça kaçırırsınız ve aradan biraz zaman geçtiğinde, baksanız da göremezsiniz.

Büyürsünüz. Bir çocuğun çizdiği resmi “çocuk” diye yorumlamaya başlarsınız. Kutunun içindeki koyunu göremezsiniz. Gözleriniz sizi yanıltmaz, kağıtta kutu görürsünüz o an ama siz yanıldığınızı düşünmek isteyebilirsiniz. Büyüdünüz. O çocuğun kutunun içine koyunlarını, hayallerini, dostluğunu, yolculuğunu ve gezegenlerini sığdırabileceğini fark edemediniz, bu da büyümek demek.

Bir gülünüz olduğunda onun başında günlerinizi geçirmezsiniz. Onu tek ve özel olarak görmeyi “çocukça” bulursunuz. Oysaki o sizin gülünüzdür ve tüm güllerden değerlidir. Küçük Prens biz çocuklara böyle öğretmişti. Biz çocuklar o gülü bekleriz sabırla, merakla.

O koyunun bir gün kutudan çıkacağını hepimiz biliriz ama biz çocuklar da büyüdük, büyütüldük. Kutu gördüğümüzde hayal kurmamamız söylendi. Hayal kurduğumuzda gerçekçi olmamız söylendi. Ölçemediklerimizin değersiz olduğu söylendi. Sorularımızın anlamsız meraklar olduğu söylendi.

Biz çocuklar tüm bunları kaybetmedik ama vazgeçtik. Büyüklere resimlerimizi göstermekten, yıldızlardan bahsetmekten, sorular sormaktan… Onlara ders notlarımızdan bahsettik. Onların gündemini konuştuk. “Gelecekte ne olmak istiyorsun?” sorusuna klasik ama kurtarıcı cevaplarımızdan birini söyledik. Bir yerlere veya bir şeylere yetişme telaşlarına ortak olduk.

Tüm bunlardan sonra annelerimiz ve babalarımız “Kızınız/oğlunuz ne kadar da olgunlaşmış.” cümlelerini duydu. Oysaki biz kaybetmeden vazgeçmek zorunda kalmıştık. Büyümüştük. Büyütülmüştük.

                                                                                                         NİLSU ERGÜN

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.