Geçmişi Koruyan, Geleceği İlmek İlmek Ören Kadınlar
Tulga Aktaç
İmtiyaz Sahibi&Genel Yayın Yönetmeni
Geçmişi Koruyan, Geleceği İlmek İlmek Ören Kadınlar
Gündemin hızla değiştiği, bazen bizi en temel değerlerimizden uzaklaştırdığı şu günlerde, başkent Ankara’da ruhumuza nefes aldıran, durup düşünmemizi sağlayan çok özel bir buluşmaya tanıklık ettik. Arı Kültür ve Sanat Merkezi, sadece bir sergi açılışına değil; köklerimize, kültürel mirasımıza ve en önemlisi kadının toplumdaki o muazzam, asil emeğine saygı duruşu niteliğinde bir resepsiyona ev sahipliği yaptı.
Davetin sahibi, toplumsal meselelerdeki hassasiyetini ve vizyonunu her fırsatta ortaya koyan Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu’ydu. Hocamızın davetiyle bir araya gelen topluluk, etkinliğin sıradan bir sanatsal buluşmanın çok ötesinde, uluslararası ve toplumsal bir farkındalık hareketi olduğunun kanıtı gibiydi.
Salona şöyle bir göz gezdirdiğinizde; Pakistan, Dominik Cumhuriyeti, Meksika ve Tayvan’ın Türkiye nezdindeki büyükelçilerinin yan yana, hayranlıkla eserleri incelediğini görüyordunuz. Kültürün ve sanatın, diplomasinin en zarif ve güçlü dili olduğuna bir kez daha şahit olduk. Cemiyet ve iş dünyasının seçkin isimlerinden Arzu Sabancı, Arzu Kaprol, Beril Çavuşoğlu, Seda Alp; sanat ve akademi dünyasından İbrahim Uslu, Ahmet Şahin, Bilgin Aygül, Siret Uyanık, Doç. Dr. Şeyda Ertekin, Pınar Canalp ve Meltem Banko gibi alanında imza atmış isimler de bu anlamlı geceye destek vermek için oradaydı.
Peki, bu kadar değerli ismi tek bir çatı altında toplayan, kalpleri aynı ritimle çarptıran neydi?
Cevap, dünya çapında bir gururumuzun kadrajında saklıydı: Fotoğraf Sanatçısı Dilek Yurdakul ve onun hayata dokunan derin vizyonuyla şekillenen ‘Kalbin Emeği Sergisi’.
Dilek Yurdakul; National Geographic ve Sony Dünya Fotoğraf Ödülleri’nde birincilikler elde eden ilk ve tek Türk Kadın Fotoğraf Sanatçımız. Sınırları aşan bu küresel başarılarıyla bayrağımızı uluslararası arenada dalgalandıran sanatçımız, bu kez objektifini kültürel mirasın korunması ve kadın emeğinin hak ettiği değere kavuşması için aramıştı. Onun vizyonu, yerel hikayelerin evrensel bir görsel şölene ve toplumsal bir çığlığa nasıl dönüşebileceğinin en somut kanıtıydı.
Yurdakul’un fotoğrafları, bir kadının sabrını, zekasını, estetik algısını ve alaylı ya da okullu fark etmeksizin ürettiği o muazzam değeri geçmişin mirasıyla harmanlıyordu. Sergiyi gezerken ve sanatçıyla yan yana o kareleri incelerken fark ediyorsunuz ki; uluslararası başarı merdivenlerinin zirvesine çıkmış bir kadının gözünden kadın emeği, bu topraklarda sadece bir üretim biçimi değil, bizzat kültürün ta kendisini kuşaktan kuşağa taşıyan görünmez bir köprüdür.
Gecenin en can alıcı anı ise şüphesiz Prof. Dr. Zeynep Karahan Uslu’nun konukları bilgilendirdiği ve sanatçıyla derinlikli bir sanat sohbetine giriştiği o anlardı. Hocamız, kültürel mirasın korunmasının sadece tarihi binaları restore etmekten ibaret olmadığını; asıl mirasın o binaların içini dolduran, o gelenekleri yaşatan ve Dilek Yurdakul gibi küresel ölçekte takdir gören sanatçılar eliyle dünyaya duyurulan "kadın eli, gözü ve emeği" olduğunu o kadar duru ve vurucu anlattı ki, salondaki sessizlik ve ardından kopan alkış bunun en net göstergesiydi.
‘Kalbin Emeği’, sadece bir sergi adı olarak kalmadı o gece; dünya çapında ödüllerle rüştünü ispatlamış bir kadın fotoğrafçının vizöründen, Ankara’dan dünyaya yayılan, kadının gücünü ve estetiğini haykıran bir manifesto oldu. Bu değerli farkındalığı başlatan, emeği geçen ve sanata omuz veren herkesin eline, en çok da "kalbine" sağlık. Çünkü biliyoruz ki, kadının kalbiyle dokunduğu ve evrenselleştirdiği her kare ölümsüzleşir.




