>

>

Sanatsal Perspektifin Arkeopolitiği

>

>

Sanatsal Perspektifin Arkeopolitiği

>

>

Sanatsal Perspektifin Arkeopolitiği

Sanatsal Perspektifin Arkeopolitiği

Sanatsal Perspektifin Arkeopolitiği

Bir grup ODTÜ Mimarlık öğrencisiyle Arkeopolitics çalışmalarım kapsamında Mülkiye’de açağımız bir sergi için konu seçmeye çalışırken, onlara -ilgilerini de çekeceğini düşünerek- Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin Çatalhöyük seksiyonunda sergilenen "dünyanın ilk kent planı/haritası"ndan bahsettim.

Genç bir mimar adayı hemen itiraz etti: “Hocam, bu nasıl harita? Evler tepeden (plan), dağ ise profilden (kesit) görünüyor. Burada ciddi bir perspektif hatası var. Ayrıca o dönemde harita çizecek bir 'akıl' gelişmiş olamaz.”

​Cevabım tek cümleydi: “O zaman Picasso’nun eserlerini de mi akıl dışı sayacağız?”

Her ne kadar modern aklın kibri o an renk vermese de, yaşananın aslında zamanla etkisi hissedilen bir “aaaha!” anı olduğunu duyuyorum bugün hala.

Çatalhöyük insanı, dünyayı bizim bugün anladığımızı söylediğimiz anlamda “olduğu gibi” değil, “hissettiği ve kurguladığı gibi” resmetmişti. İşin aslı, bugün bizim “olduğu gibi” dediğimiz o rasyonel, perspektifli bakış da aslında modern aklın dünyayı “hissettiği ve kurguladığı” bir biçimden ibaret. Dolayısıyla kendi dönem ve bağlamında bir sanat eseriyle karşı karşıya olduğumuza hiç şüphe yok.

​Çatalhöyük Bakışı

​Bugün drone'larla gördüğümüz o “kuşbakışı” açı, Çatalhöyüklü için bir fantezi değil, gündelik gerçekliğin ta kendisiydi. Sokakları olmayan, evlerine damlardan girilen bir yerleşimde hayat damlarda akıyordu. Sosyalleşme, çalışma ve oyun, damların üzerinde uzanan ortak kamusal alandaydı. Dolayısıyla şehri çizen elin onu en iyi bildiği açıdan, yani yukarıdan resmetmesi teknik bir yetersizlik ya da eksiklik değil, bilakis sosyolojik bir dürüstlüktü. Gerçekliğin ta kendisiydi yani. Hatta resimdeki gibi evlerin hepsinin aynı evsafta olması da yerleşimin eşitlikçi yapısını gözler önüne seriyordu. Başka türlüsünü bilmiyordular ki zaten.

Dağın cepheden görünmesi ise, yine insani görüşe ve gerçekliğe uygunluk bir yana, tüm kenti tehdit eden ve/veya ona kimliğini verecek şekilde eteklerinde tutan devasa bir ortak/doğal sabiteye işaret eder gibi. 

Aslında "dağ"ın yerleşim için önemi bilinen “leopar postu” olduğu iddiası da epey revaçtaydı bir dönem. Harita olamayacağı düşüncesinin de etkisiyle (o kadar ki, bir Batılı yazar, "Batılı bir olgu, beceri ve icat olan" haritacılığın Çatalhöyük'e atfedilmesinin absürd olduğunu yazar). Ancak postun kesilip açılma biçimleri üzerine yapılan deneysel çalışmalar bu görüşü epey geri plana itmiş durumda. Zaten püsküren bir şeyin dağ olma ihtimali çok yüksek. Ki Çatalhöyük yerleşimi varken Hasan Dağı'nın patladığını da biliyoruz bugün. Hatta yerleşime karakterini veren endüstriyel hammadde olan obsidyenlerin de bu ve diğer bölge volkanlarından geldiğini de.

Kısacası, yerleşim için sosyo-ekonomik ve sosyo-psikolojik önemi olan "dağ"ın, resmedilme biçimini de içerecek şekilde dönemin sanatına karakterini vermesi kadar doğal bir şey de olamaz zaten. Hele Üst Paleolitik şamanizminden tektanrılı dinlere kadar dağın (ve mağaranın) hemen tüm toplumlarda taşıdığı önem düşünülürse.

Sanat-modernite ilişkisi

Sanat nedir? Ya perspektif ve/veya akıl? Ya da şöyle soralım: Modern aklın perspektifi midir gerçekliği görmenin ve göstermenin tek mutlak yolu? Sahi modern akıl değil miydi bizi yanlışlanamaz tek mutlak gerçekliklere karşı uyaran?

Neyse ki, Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi bir aynamız var Ankara'da. İnsanlık tarihinin farklı dönemlerine dair eşsiz koleksiyonuyla bizi modern aklın cenderesinden kurtulmaya davet ediyor. Tabii "tarihöncesi bulgular"ın da akıl ve sanat ürünü olduğunu kabul etmeye hazırsanız.



E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

E-posta listemize katılın

En yeni içerikler ve haberlerden haberdar olmak için bültenimize abone olun.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.

Sanata değer veren, üretmek isteyen ve paylaşmayı önemseyenler için.

© 2026 — Ankale. Tüm hakları saklıdır.