Tasarımda Unutulmuş Temel Bir Prensip, "Form Follows Function"
TASARIMDA UNUTULMUŞ TEMEL BİR PRENSİP; “FORM FOLLOWS FUNCTION”
Ferhan Yılmaz KOYUNCUGİL
İç Mimar
BİB Yazılım Savunma İnşaat Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi
theony1@gmail.com
Bir tasarımcı ve iç mimar olarak eğitim hayatımda öğrendiğim ve benimsediğim bana göre en önemli tasarım prensibi ‘form follows function’dır. Peki nedir bu prensip? En basit ifadeyle; bir obje tasarlanırken (bu bir fincan, koltuk veya bina da olabilir), biçiminden önce kullanışlı ve fonksiyonel olmasının öncelikli olarak gözetilmesidir. Bu ilke, tasarımın her kolunda ihlal edilse de, günlük hayatta gözümüze en çok çarpan, aslında gözümüze çarpmaktan çok bizim konforumuzu, hayat kalitemizi etkileyen ve hatta sağlık sorunlarına sebep olabilecek örnek; mobilyalardır.
İş ortamı, ev ve dışarda vakit geçirdiğim mekanlarda bu sorunu hem bir tasarımcı ve hem de bir insan olarak sonuna kadar yaşıyorum. Tabi ki bu durumu benim gibi bir çok kişi de yaşıyordur. Örneğin, özenle tasarlanmış, yüksek maliyet, işçilik ve emek verilerek hayata geçirilen bir çok mekan harika bir ambiyans ve mükemmel şekilde uygulanmış ışıklandırmalara sahip olsa da konfor anlamında sınıfta kalmaktadır. Öyle ki, normalde çok daha uzun ve güzel zaman geçirilecekken, yanlış tasarlanmış daha doğrusu önceliği ürünün kullanışlı olması değil de sadece göze güzel görünmesi olan koltuk takımları, sandalye, masa vb. tasarım ögeleri, o yüksek maliyetli göz alıcı mekanlarda geçirilen vakti eziyete çevirebiliyor.
Tasarlanırken bu prensibin gözetilmediği şahsımca en can alıcı örnek yeni nesil salon oturma takımlarıdır. Çoğunlukla ‘horizontal’ yani yatay tasarımların ağır bastığı bu koltuk takımları göze çok şık ve güzel gelirken; alçak diz yüksekliklerinden dolayı diz ağrılarına, geniş oturma derinliklerinden dolayı da tabiri caizse koltuğa yayılmadan oturmaya izin vermemektedir. Dolayısıyla, bu ‘güzelce’ tasarlanmış göz alıcı koltuklar belli bir kullanım süresinden sonra bel, omurga ağrılarına sebep olabilmektedir.
Bununla beraber, sık karşılaştığım diğer bir sorun ise; münferit olarak her bir tasarım objesi sorunsuz olsa da, yanlış eşleştirme sonucu kullanımla ilgili aksaklıklara sebep olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; yüksek masalarla eşleştirilmiş alçak sandalye veya koltuklar ki otururken masa neredeyse çene hizanıza gelebiliyor. Bununla beraber, yüksek oturma gruplarıyla eşleştirilmiş alçak sehpalar insanın konforunu olumsuz etkileyebiliyor.
Ayrıca, yanlış eşleştirme sonucu olmayıp, direkt masa/sandalye takımı veya koltuk/sehpa takımı olarak, yukarıda verdiğim örnekler gibi baştan yanlış tasarlanmış gruplara da oldukça sık rastlanabilmektedir.
Bu sorun tasarım havuzundaki birçok sorundan sadece bir tanesidir. Kanaatimce bu sorunun çözümü; mekanlarda kullanılan mobilya gruplarının sadece estetik kaygı gözetilerek değil, aynı zamanda kullanışlılığı ve birbirleriyle fonksiyonel uyumu gözetilerek uygulanmasıdır.




